KOZCAĞIZ -- CHaT -- SoHBeT 74,5 BARTIN SOHBET BİLGİ PAYLAŞIMI

KOZCAGIZ CHAT ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDİR....
ÜYE OLUN VE SOHBETE KATILIN

...HOŞGELDİNİZ...

ÜYE OLARAK FORUMLARIMIZDAN YARARLANABİLİR VE SOHBETE KATILABİLİRSİNİZ....
KESİNLİKLE ÜCRETSİZ...KESİNLİKLE ÜCRETSİZ...KESİNLİKLE ÜCRETSİZ...
::::....YÖNETİM....::::

KoZCaĞıZ CHaT KOZCAĞIZI TANIYALIM İŞ REHBERİ --- HOŞ GELDİNİZ !!!

En son konular

» BABALAR BABASI
C.tesi Ara. 03, 2016 3:22 am tarafından C aNe R --74

» HİRA HAC UMRE malzemeleri
Cuma Eyl. 09, 2016 10:25 pm tarafından XKaraKoRsANX

» Hayvanlar Alemi Konu Anlatımı ve Ders Notu (Tamamı)
Çarş. Eyl. 07, 2016 2:22 am tarafından XKaraKoRsANX

» HAYVANLAR ALEMİNİN SINIFLANDIRILMASI
Çarş. Eyl. 07, 2016 2:19 am tarafından XKaraKoRsANX

» CANLILARIN SINIFLANDIRLMASI VE HANYANLAR ALEMİ
Çarş. Eyl. 07, 2016 2:10 am tarafından XKaraKoRsANX

» HAYVANLAR ALEMİ SUNUM
Salı Eyl. 06, 2016 12:20 am tarafından XKaraKoRsANX

» HAYVANLAR HAKKINDA BİLİNMEYENLER
Ptsi Eyl. 05, 2016 11:56 pm tarafından XKaraKoRsANX

» KÖPEKLER HAKKINDA BİLGİ
Ptsi Eyl. 05, 2016 11:53 pm tarafından XKaraKoRsANX

» AKVARYUM BALIKLARI
Ptsi Eyl. 05, 2016 11:51 pm tarafından XKaraKoRsANX

» BARTINI TANIYALIM
Ptsi Eyl. 05, 2016 2:00 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN ÇİFTETELLİ (SÖM SÖM YARİM)
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:46 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN ÇİFTETELLİ-2
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:45 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN ÇİFTETELLİ-1
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:43 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN ÇİFTETELLİ
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:41 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN' LICA GELİN KAYNANA ATIŞMASI ;)
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:37 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN YÖRESEL TÜRKÜLERİ DİNLE TRTFM SUNUMUYLA
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:35 am tarafından XKaraKoRsANX

» BARTIN'da YÖRESEL KOSTÜM
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:26 am tarafından XKaraKoRsANX

» MUTFAKTA PRATİKLER
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:06 am tarafından XKaraKoRsANX

» TASARRUF İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:04 am tarafından XKaraKoRsANX

» LEKELERİ NASIL ÇIKARIRIZ?
Ptsi Eyl. 05, 2016 1:02 am tarafından XKaraKoRsANX

» SOHBET CHATBOX KURALLARI OKUMAK ZORUNLUDUR...
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:40 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (Y-Z)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:23 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (T-U-V)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:22 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (O-P-R)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:20 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (L-M-N)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:18 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (K)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:16 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (I-İ)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:15 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (G-H)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:13 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (F)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:12 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (E)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:11 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (D)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:10 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (C-Ç)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:08 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (B)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:07 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞİFALI BİTKİLER (A)
Ptsi Eyl. 05, 2016 12:05 am tarafından XKaraKoRsANX

» Salep Faydaları – Sahlep Orkidesi Yetiştiriciliği
C.tesi Eyl. 03, 2016 3:09 am tarafından C aNe R --74

» OSMANLI TUĞRASI
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:27 am tarafından XKaraKoRsANX

» İSTANBUL'UN FETHİ
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:18 am tarafından XKaraKoRsANX

» BALKAN HARBİ
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:16 am tarafından XKaraKoRsANX

» İSTİKLAL HARBİ
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:14 am tarafından XKaraKoRsANX

» ANKARA'NIN BAŞKENT OLUŞU
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:09 am tarafından XKaraKoRsANX

» PİRİ REİS HARİTASİ
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:05 am tarafından XKaraKoRsANX

» TÜRK NEDİR_? ATATÜRK'ÜN CEVABI
C.tesi Eyl. 03, 2016 2:03 am tarafından XKaraKoRsANX

» ATATÜRK'TE BİLİM,FEN KAVRAMLARI VE ÇAĞDAŞLAŞMA
C.tesi Eyl. 03, 2016 1:58 am tarafından XKaraKoRsANX

» ATATÜRK'ÜN VASİYETİ
C.tesi Eyl. 03, 2016 1:51 am tarafından XKaraKoRsANX

» TÜRK BAYRAĞI KANUNU
C.tesi Eyl. 03, 2016 1:39 am tarafından XKaraKoRsANX

» OSMANLI PADİŞAHLARI
C.tesi Eyl. 03, 2016 1:34 am tarafından XKaraKoRsANX

» ŞEVKET YERİMDAR 2
Cuma Eyl. 02, 2016 4:29 pm tarafından iso74

» ESKİ SEVGİLİYİ UNUTMANIN 10 YOLU
Cuma Eyl. 02, 2016 4:28 pm tarafından iso74

» KIZ KAÇIRAN
Cuma Eyl. 02, 2016 4:27 pm tarafından iso74

» Vikingdom
Cuma Eyl. 02, 2016 4:19 pm tarafından iso74

» KAN VE KEMİK
Cuma Eyl. 02, 2016 4:14 pm tarafından iso74

» KARANLIĞIN ORDUSU..
Cuma Eyl. 02, 2016 4:12 pm tarafından iso74

» Ece Seçkin-ADEYYO
Cuma Eyl. 02, 2016 3:44 pm tarafından XKaraKoRsANX

» Bengü-SİĞAMIYORUM
Cuma Eyl. 02, 2016 3:34 pm tarafından XKaraKoRsANX

» MEAL HATİM DİNLE
Perş. Eyl. 01, 2016 1:07 am tarafından XKaraKoRsANX

Galeri


Aralık 2018

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      

Takvim Takvim

Giriş yap

Şifremi unuttum

Kimler hatta?

Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok


Sitede bugüne kadar en çok 109 kişi Ptsi Tem. 31, 2017 5:55 pm tarihinde online oldu.

Tarıyıcı

Istatistikler

Kullanıcılarımız toplam 189 mesaj attılar bunda 171 konu

Toplam 40 kayıtlı kullanıcımız var

Son kaydolan kullanıcımız: Burhan Karaküp

GİRİŞ YAPABİLMENİZ İÇİN ÜYE OLMALISINIZ...

Salı Ağus. 30, 2016 12:31 am tarafından C aNe R --74

SİTEMİZE GİRİŞ YAPABİLMENİZ İÇİN ÖNCE Kayıt Ol BUTONUNA TIKLAYARAK ÜYE OLUYORUZ...



EĞER ÜYE OLMUŞSANIZ Giriş Yap BUTONUNA TIKLIYORUZ VE GİRİŞ YAPIYORUZ...


Anahtar-kelime


    ATASÖZLERİ VE ACIKLAMALARI (T-U-Ü-V)

    Paylaş
    avatar
    C aNe R --74
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 87
    Kayıt tarihi : 20/03/12

    ATASÖZLERİ VE ACIKLAMALARI (T-U-Ü-V)

    Mesaj  C aNe R --74 Bir Paz Ağus. 28, 2016 10:58 pm




    Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
    Doğru olmayan yollara başvurarak çıkar sağlayan, gizli kapaklı işler çeviren kişi, bu kirli ve karanlık işleri çevirmesine imkân sağlayan şartlar ortadan kalkınca şaşırır; ne yapacağını bilemez olur, iş yapamaz hâle gelir.

    Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
    Ekilen tarla yeterince sulanırsa daha fazla ürün verir. Eğer tarla suya yakınsa hem kolay, hem de çok sulanma imkânı doğar. Bu durum da tarlayı değerli kılar. Bu tarla bir de eve yakınsa daha da kıymetli olur. Çünkü bir yandan tarlaya olan ulaşım, bir yandan tarlanın bakımı, bir yandan da tarlanın korunması kolaylaşmış olur.

    Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
    Emeksiz, çabasız verim düşünülemez. Tarlasını gerektiği gibi sürmeyen, işleyip çapalamayan, gübresini zamanında vermeyen, sulayıp yabancı otlardan temizlemeyen kişinin tarladan ürün beklemeye hakkı yoktur.

    Tarlaya saban, sürüye çoban.
    Bir tarla iyi sürülür ve işlenirse istenen ürünü verir. Sabanın girmediği tarla kısa bir süre sonra yozlaşıp çoraklaşır, ekilemez olur. Bunun gibi bir sürüden de verim bekleniyorsa, onu iyi bir çobana teslim etmelidir. Çünkü iyi bir çoban, sürünün nerede besleneceğini, bakımının nasıl yapılacağını bilir.

    Taşa çıkan keçinin, ağaca çıkan oğlağı olur.

    Bk. "Ağaca çıkan keçinin, dala bakan..."
    Taş düştüğü yerde ağırdır (Taş yerinde ağırdır).
    Herkes, her şey kendi çevresinde önem taşır. Çünkü kişi bulunduğu yerde tanınmış, kendisine bir çevre edinmiş, hatırı sayılır bir yere gelmiştir. Yabancısı olduğu bir yerde yeterince tanınmadığı gibi kıymeti de bilinmez.

    Taşıma (dökme) su ile değirmen dönmez.
    Bir işin yapılmasında güç, emek ve sermaye çok önemlidir. İşi yapacak olan bunlardan yoksunsa, başkalarının küçük katkılarıyla, derme çatma yardımlarıyla sürekli ve büyük bir işi yürütemez.

    Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
    Sert ve kırıcı olmayan, yumuşak, hoşa giden, gönül alıcı, okşayıcı, etkileyici, inandırıcı ve yerinde söylenmiş söz insanın hoşuna gider; bu söz en azgın kişinin bile inadını kırar, onu yumuşatır ve yola getirir.

    Tatlı ye, tatlı söyle (konuş).
    Kırıcı, üzücü, incitici konuşmalardan sakın; güzel, hoşa giden bir dil kullan; yerinde ve inandırıcı konuş ki karşındaki memnun olsun; sen de sevil ve sayıl.

    Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
    İstediği etkiyi yapmaktan çok uzak kalan kişi küser, darılır; ne var ki; karşısındaki kişi, onun bu durumunu bilip anlamaz.

    Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.

    Kendini bilen, sorumluluk sahibi, akıllı kişi altından kalkamayacağı, beceremeyeceği işlerin idaresinden uzak durmaya çalışır. O bilir ki, bunun aksine bir hareket hem kendini, hem de başkalarını zarara uğratır.

    Tebdil-i mekânda ferahlık vardır.
    Bulunduğu yeri veya çevreyi kimi zaman değiştirmek, daha değişik yerleri görüp gezmek insanın sıkıntısını giderir; ona rahatlık, ferahlık verir.

    Tek kanatla kuş uçmaz.
    Kimi işler vardır ki, yardımcısız, araç-gereçsiz yapılamaz. İşin iyi ve olumlu sonuç vermesi için bunlar mutlaka gereklidir.

    Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
    Bir işin başarılmasında türlü sıkıntılara katlanıp sabretme, azim ve gayret gösterme, uzun süre çalışıp emek verme son derece önemlidir. Bütün bunları yerine getiren kişi, eninde sonunda bu davranışının yararını görür; bir mükâfata mutlaka kavuşur.

    Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
    İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen; çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse, kendisinden bir konuda yardım istendiğinde, yardım edeceği yerde çözüm yolları gösterir ve işten kaçmaya çalışır.

    Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
    Hemen her şeyin, her işin bir ölçüsü ve zamanı vardır. Eğer bunlara dikkat edilmezse işler yolunda gitmez, karışıklık baş gösterir, hayat alt-üst olur, düzen gerektiği gibi kurulamaz.

    Tereciye tere satılmaz.
    Birine çok iyi bildiği bir şey öğretilemez, bir konuda bilgi verilemez. Böyle bir şeye kalkışan ya da çalışan kendisini gülünç duruma sokar.

    Terzi kendi söküğünü dikemez.
    İnsanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine gelince çoğu kez savsaklarlar, ya da yapmaya zaman ve fırsat bulamazlar.

    Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
    İyilik ödülsüz, kötülük de cezasız kalır; yahut her ikisi eşit tutulur da aralarında bir fark gözetilmezse adaletsiz davranılmış olur. Bu durum da düzeni bozar, yönetimin iflâsına neden olur.

    Teşbihte (temsilde) hata olmaz.
    Kimi zaman yapılan benzetmeler çirkin ve kaba da olsalar söze güç katmak için yapılırlar. Dolayısıyla bunların söz arasında kullanılmasından kimse alınmamalıdır.

    Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez).
    Tedbirini aldıktan sonra fazla titizlikten uzak duran, her şeyi artık Yüce Allah`a bırakıp boyun eğen kimsenin malına, işine zarar gelmez.

    Tırnağın varsa başını kaşı.
    Kendi bilgi, beceri ve imkânın varsa, bunlara da güveniyorsan bir işe giriş; yoksa vaz geç. Bil ki, kimseden kimseye hayır yoktur; başkalarından kolay kolay yardım da gelmez, gelse de pek bir işe yaramaz.

    Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
    Meslek veya alışkanlık gereği olan bir sonuçtan kaçınılmaz. Daha önce kopup ayrılmış olsa da, kişi bağlı olduğu çevreye, işe veya bir alışkanlığa eninde sonunda, şu ya da bu sebepten ötürü döner.

    Tilki tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider.
    1. İşlemediği hâlde suçlu görülen kimse, suçsuz olduğunu kanıtlayıncaya kadar yeterince ceza çeker. 2. Kurnaz ve düzenbaz kimse, sahasında ne kadar hünerli olduğunu gösterinceye kadar, kendisinden daha hilekâr birinin tuzağına düşer.

    Tilkiye, "Tavuk kebabı yer misin?" diye sormuşlar; "Adamı güldürmeyin" diye cevap vermiş.
    Bir kimseye düşkün olduğu, çok sevip özlediği, elde etmek için yanıp tutuştuğu bir şeyi, "İster misin? Arzu eder misin?" diye sormak son derece yersiz, hatta abes ve gülünçtür.

    Tok, acın hâlinden bilmez (Var ne bilsin yok hâlinden).
    Para, mal gibi şeyleri elde etmiş; açlığını gidermiş ve bunlara doymuş olanlar, yoksulların çektikleri sıkıntıyı, içine düştükleri geçim darlığını anlamazlar. Toprağı işleyen, ekmeği dişler.
    Emeksiz yemek olmaz. Çalışmayan, bir uğraş vermeyen, alın teri dökmeyen kişi verim elde edemez.

    Tuz, ekmek hakkını bilmeyen kör olur.
    Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse, bütün bunlara karşılık üzerinde hakkı bulunan insana karşı nankörlük edip hıyanet içinde olursa başına türlü felâketler gelir.

    Türk karır, kılıcı karımaz.
    Türk insanı ihtiyarlar ama mücadele gücünden, direnme azminden bir şey kaybetmez.

    Türkün aklı sonradan gelir.
    Yaratılışı gereği saf, samimî, dürüst ve merttir Türk insanı. Art düşüncelerden uzak kaldığı gibi, içten pazarlıklı da değildir. Bunun için olsa gerek, giriştiği bir işte pek hesap-kitap yapmaz; çıkarını hemen öyle aklına getirmez. Öte yandan bir olay karşısında ne yapmak gerektiğini de hemen düşünemez. Dolayısıyla kendisi için hazırlanan kimi tuzaklara düşmekten kurtulamaz. Bir süre sonra aklı başına gelir, işin iç yüzünü anlar, doğru yolu bulur ama iş işten de geçmiş olur.

    [size=undefined]U[/size]

    Ucuz alan pahalı alır (pahalı alan aldanmaz).
    Ucuz alınan mal genellikle kötü, dayanıksız ve çürük maldır. Kolay yıpranır, eskir ve çabuk atılır. İster istemez yerine yenisinin alınması zorunlu olur, tekrar masrafa girilir. Dolayısıyla pahalıya alınmış gibi olur.

    Ucuz etin yahnisi yenmez (tatsız olur).
    Ucuza alınan, maledilen şeylerde nitelik bulunmaz; ya çürük, ya kötü, ya da hilelidir. Bu sebeple, bu tür mallardan istenildiği gibi fayda sağlanamaz.

    Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
    Bir malın fiyatı niteliğine göredir. Bu sebeple ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkmamalıdır. Çünkü ucuz olan çürük, kötü ve dayanıksız olur çoklukla; pahalı olan da kaliteli, değerli ve sağlamdır.

    Ulular köprü olsa basıp geçme.
    Erdemli, büyük ve yaşlı kimselere karşı daima saygılı ol, hürmette kusur etme, onları incitecek davranışlardan kaçın. Çünkü onlar gerek yaşları, gerek tecrübeleri, gerekse erdemleri bakımından buna lâyıktırlar.

    Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır.
    Büyüklerin, erdemli kişilerin uzun tecrübelere dayanan sözlerine ve uyarılarına kulak asmayan kimse, türlü çıkmazlarla karşılaşır ve sonunda sızlanıp durur.

    Ummadığın taş baş yarar.
    Küçük ve önemsiz görülen kişi ya da nesneler, çoğu kez büyük etkiler yaparlar; umulmadık işler görürler.

    Umut, fakirin ekmeğidir.
    Sıkıntı içinde bulunan, yokluk çeken yoksul kişi, içinde bulunduğu durumdan bir gün kurtulacağını, bolluğa ve rahata kavuşacağını umar ve bu umuşdan doğan güven duygusuyla yaşamaya çalışır.

    Ustanın çekici bin altın.
    Usta kişi, bir zanaatı uzun denemeler sonucu gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimsedir. İşinin hemen tüm inceliklerini kavramıştır. Bu bakımdan pek çok kimsenin uğraşıp da yapamadığı işi kolayca yapıverir o. Dolayısıyla onun çok küçük gibi görülen emeği bile oldukça kıymetlidir.

    Uşağı işe koş, sen de ardına düş.
    Bk. "Çocuğa iş buyur,..." Utanma pazar, dostluğu bozar.
    Yakın tanıdıklar arasında yapılan alış verişte, taraflar birbirlerinden utanıp sıkılırlar ve gerçek niyetlerini ayıp olur düşüncesiyle söyleyip ortaya koyamazlar. Ancak bu durum çok geçmeden anlaşmazlıklara, tartışmalara sebep olur; dostluğu zedeleyip bozar.

    Uyuyan yılanın kuyruğuna basma (basılmaz).
    Şimdilik zararı dokunmayan kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek doğru değildir.

    [size=undefined]Ü[/size]

    Üçlenmemiş eken, olmamış biçer.
    Her işin belirli bir yapılma biçimi ve ortamı vardır. Gerekli şartları yerine getirilmeden yapılan işlerden verimli sonuç alınamaz.

    Ürümesini (ürmesini) bilmeyen köpek (it), sürüye kurt getirir.
    1. Beceriksiz kimseler iyilik yapayım derken çoklukla hem kendilerini, hem de başkalarını zarara sokarlar. 2. Neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğini bilmeyen kimseler hem kendilerinin, hem de başkalarının başına dert açarlar.

    Ürüyen köpek ısırmaz (kapmaz).
    Bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen kimseden saldırı beklenmez. Kötülük yapacak kişi, bu niyetini gizli tutar; belli etmez ve gürültüye patırtıya yer vermez.

    Üşenenin (utananın, erinenin) oğlu kızı olmamış.
    Çok üşenen, tembel tembel oturan, gevşek davranan, içinde bir çalışma isteği duymayan kimse bir şey elde edemez. Bir şey elde etmek isteyen, onu elde edecek yola baş vurmalıdır. Sözgelimi oğul-kız isteyen önce evlenmek zorundadır.

    Üzüm üzüme baka baka kararır.
    Her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden, bir çevrede yaşamaya çalışan kimseler birbirlerinden etkilenirler; birbirlerinin özelliklerini, huylarını ve alışkanlıklarını kaparlar. Bk. "Körle yatan..."

    V

    Vakit nakittir.
    Bir işin yapılmasında sermaye ve emek ne kadar değerliyse, zaman da o kadar değerlidir. Çünkü her iş, bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Bir işte kullanılmadan geçirilen zaman bir kayıptır ve bu zamanı bir daha elde etmek mümkün değildir. Dolayısıyla zamanın kaybı iş kaybına, iş kaybı da para kaybına yol açar. Bu bakımdan zamanın en küçük parçasını bile boşa geçirmemeli, iyi değerlendirmelidir.

    Vakitsiz öten horozun başını keserler.
    Her işin olduğu gibi, her sözün de uygun bir yeri ve zamanı vardır. Uygun olan bir zamanda söylenmeyen, yerli yersiz ortaya atılan, densizce sarf edilen sözler birilerinin tepkisini çeker; rahatsızlığa neden olur, büyük zarara yol açar.

    Vakitsiz öten horozdan, ancak onu keserek kurtulan insanlar; yerinde ve zamanında konuşmayan insanı da cezalandırıp susturmakta hiç tereddüt etmezler.

    Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
    Bir kişinin bağışta bulunabilmesi, iyilik yapabilmesi için varlıklı, zengin ve mal mülk sahibi olması gereklidir. Bu varlığa kavuşmuş ailenin evinde ikram ziyadesiyle yapılır, konuklar kusursuzca ağırlanır, ihtiyaç sahiplerine gereken yardım eli uzatılır. Buna karşılık yoksulun evinde dert, sıkıntı ve yokluktan başka bir şeye rastlanmaz.

    Varını veren utanmamış.
    Kendisinden bir şey isteyene elinde ne varsa onu verebilir kişi. Verdiği şey az diye bundan utanmamalıdır; tam aksine bu davranışı soyluca bir davranıştır. Çünkü iyiliğin çoğu kadar azı da değerlidir. O hâlde küçük ve önemsiz de olsa, kişi verebileceği kadarını vermelidir.

    Var ne bilsin yok hâlinden.
    Bk. "Tok, acın hâlinden..."

    Varsa (var mı) pulun, herkes kulun; yoksa (yok mu) pulun, dardır yolun (Paran varsa, cümle âlem kulun; paran yoksa, tımarhane yolun).
    Varlık, zenginlik, mal-mülk herkesi kendine çeker. Bunları kim elinde tutuyorsa, insanlar onun etrafında pervane olur, herkes ona yaklaşır, hizmet eder, saygı gösterir, emrine koşar. Yoksul kişide ise ne para pul, ne de mal-mülk vardır. Bu sebeple onların yüzüne kimse bakmaz; ömürlerini sıkıntı, darlık ve yokluk içinde geçirirler. Hatta kimi zaman çektikleri bu sıkıntılar yüzünden bunalıp deli bile olabilirler.

    Var varlatır, yok söyletir.
    Para parayı çeker; varlıklı kişiler, paralarını kullanarak daha çok kazanır, varlıklarına varlık katarlar. Bu varlıkları, onlara ayrıca yüksekten atma ve övünme gücü de verir. Yoksul kişinin elinden ise sadece sızlanmak, yakınmak ve dert yanmak gelir.

    Veren eli herkes öper.
    Cimri olmayan, ona buna yardım elini uzatan, eli açık olan, iyilik yapan kimseyi pek çok kişi sever; ona saygı duyar.

    Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.
    Sizden ödünç veya borç istendiğinde (eşya, para) verdiğiniz şey size zamanında ödenmezse, ya da yıpratılarak geri iade edilirse canınız oldukça sıkılır. Verdiğinize pişman olursunuz. Vermemiş olsaydınız bu sefer karşı taraf size kırılmış olacaktı. Görüldüğü gibi her iki durumda da kırgınlık olacak ve dostluk bozulacaktır. O hâlde vermeyip dostluğu bozmak daha iyidir. Çünkü bu durumda hiç olmazsa malınız ya da paranız sizde kalacaktır.

    Verirsen doyur, vurursan duyur.
    Bir yardımda bulunacak, bir iyilik yapacaksanız bu mutlaka bir işe yaramalı; doyurucu ve karşı tarafın ihtiyacını giderici nitelikte olmalıdır. Çünkü gelişigüzel, baştan savma, yarı buçuk yapılan yardımlar pek işe yaramaz. Bir kavgaya tutuşmadan önce hasmını bu kavgadan haberdar etmek de mertlik gereğidir. Ansızın, habersiz saldırmak er kişiye
    yakışmaz.

    Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
    Parasını daha sonra olmak şartıyla kimseye mal verme. Yoksa zararlı çıkarsın, hatta batabilirsin de. Çünkü veresiye alıp da borçlarını ödemeyenler çok görülmüş, müşterilerin de bu tutumu yüzünden kimi esnaflar ya batmış, ya da batma tehlikesi atlatmışlardır.

    Vermeyince Mabud, neylesin Mahmud.
    Her şey Yüce Allah`ın takdiri iledir. Kimine zenginlik, kimine darlık, kimine de ilim verir. Eğer Yüce Allah, bir kimseye geniş bir imkân, belirli bir yetenek ve zenginlik nasip etmemişse, kulun yapacağı hiçbir şey yoktur. Ne kadar çırpınırsa çırpınsın boşunadır, eline nasibinden fazlası geçmez.


    ___________________________________KOZCAĞIZ CHAT__________________________________





    • Birhanedeki tabureyi küçümseme, o mutluluk arayan insanlığın tahtıdır...



      Forum Saati Ptsi Ara. 10, 2018 9:00 am